İyi ki de dedi valla. Önce bana "sallamamazlık" aşısı yaptı. Süper bir şey. "İpimle kuşağım, mikimle daşşağım" felsefesiyle idmanlara başladık. Bir nevi düz koşular ile hazırlandım hayatla olan baklavasına maçıma. Bu görüş ile yaklaşımlar, düştüğüm katran havuzunda bana güç verdi. Ayağı dibe vurup yukarı doğru yüzme mücadelelerine böylece başladım.
İyi ki yanlız değilim. Bu konuda kendimi şanslı hissediyorum. Şu dostlarım olmasa ne kadar yüzsem de boş olurdu herhalde. Bana verdikleri desteğin karşılığını ödeyemem. Sağ olun var olun gençler! Her biri basamak oldu tırmanışımda. Her biri ATP oldu, kaslara enerji verdi, yüzdüm o aldığım güçle.
Canım patronumun (evet canım ) "Evlat sen iyi değilsin, bir tatile git" fetvası ile gittiğim tatil, bu tırmanışa tuz biber oldu. Alanya'nın güzide "her şey dahil" otellerinden birinde günümü gün ettim, güvenimi tazeledim, dinlendim, kendime geldim.
Tırmanışa son gaz devam ederken, "iyimserlik ve umut departmanı"nda gerçekleşen iyilişetirme çalışmaları da son sürat devam etmekteydi. Artık işler rayına oturmuş, kendine güven yerine gelmiş, enerji depoları doldurulmuştu. Ama bir eksik vardı; kalpte 10 dönüm arazi boş kaldı.
Endişeli bir şekilde imar planı çalışmalarım devam ederken, hiç ummadığım bir yerden muhteşem bir süpriz çıktı:

Demet... Bir anda hayatıma girdi. Bir anda duygusal hayatımı çalkaladı. Bir anda 10 dönüm araziyi parselledi. İnşaat çalışmalarına hızla başladı. Hem de kat karşılığı, projeyi gördüm süper! Daha da durmadı, kendisinden bana da bir arazi ayırdı. Durur muyum ? Anında parselledim. Şimdi fizibilite çalışmaları yapıyorum, şahane planlarım var bu konuda.
Katran çukurunun yüzeyinde el verdi Demet bana. Çıktım üstümü başımı temizledim, kanım ateşlendi, tutuştum, yandım, küllerimden yeniden doğdum, damarlarımda ateş geziyor,daha güçlüyüm, sanırım uçabilirim...
