24 Ekim 2008 Cuma

Phoenix Rising

Uzun zamandır yazacak bir şey bulamıyordum. Buhranlar, sıkıntılar haddini aştı. Katran çukurunda dibe battığımı hissettim resmen. Hoş değil dostlar; yapış yapış, bunaltıcı, boğucu. Bir ara düşündüm; " Lan noluyo be? Nedir bu durumlar? Nasıl çıkacağım ben burdan? Bu sefer sıçtık herhalde". Sonra hayat dediki : "Ulan fena benzettik seni, dur bir nefes al! Yazık lan çocuğa, bir hayrımızı görsün."

İyi ki de dedi valla. Önce bana "sallamamazlık" aşısı yaptı. Süper bir şey. "İpimle kuşağım, mikimle daşşağım" felsefesiyle idmanlara başladık. Bir nevi düz koşular ile hazırlandım hayatla olan baklavasına maçıma. Bu görüş ile yaklaşımlar, düştüğüm katran havuzunda bana güç verdi. Ayağı dibe vurup yukarı doğru yüzme mücadelelerine böylece başladım.

İyi ki yanlız değilim. Bu konuda kendimi şanslı hissediyorum. Şu dostlarım olmasa ne kadar yüzsem de boş olurdu herhalde. Bana verdikleri desteğin karşılığını ödeyemem. Sağ olun var olun gençler! Her biri basamak oldu tırmanışımda. Her biri ATP oldu, kaslara enerji verdi, yüzdüm o aldığım güçle.

Canım patronumun (evet canım ) "Evlat sen iyi değilsin, bir tatile git" fetvası ile gittiğim tatil, bu tırmanışa tuz biber oldu. Alanya'nın güzide "her şey dahil" otellerinden birinde günümü gün ettim, güvenimi tazeledim, dinlendim, kendime geldim.

Tırmanışa son gaz devam ederken, "iyimserlik ve umut departmanı"nda gerçekleşen iyilişetirme çalışmaları da son sürat devam etmekteydi. Artık işler rayına oturmuş, kendine güven yerine gelmiş, enerji depoları doldurulmuştu. Ama bir eksik vardı; kalpte 10 dönüm arazi boş kaldı.

Endişeli bir şekilde imar planı çalışmalarım devam ederken, hiç ummadığım bir yerden muhteşem bir süpriz çıktı:



Demet... Bir anda hayatıma girdi. Bir anda duygusal hayatımı çalkaladı. Bir anda 10 dönüm araziyi parselledi. İnşaat çalışmalarına hızla başladı. Hem de kat karşılığı, projeyi gördüm süper! Daha da durmadı, kendisinden bana da bir arazi ayırdı. Durur muyum ? Anında parselledim. Şimdi fizibilite çalışmaları yapıyorum, şahane planlarım var bu konuda.

Katran çukurunun yüzeyinde el verdi Demet bana. Çıktım üstümü başımı temizledim, kanım ateşlendi, tutuştum, yandım, küllerimden yeniden doğdum, damarlarımda ateş geziyor,daha güçlüyüm, sanırım uçabilirim...

5 Eylül 2008 Cuma

Drifting in Chaos

Yaklaşık 15 dakika önce uyandığım kabusumdan sonra, üstüne soğuk bir Ice-Tea Green içip düşündüm: Noluyor mınakoiim? Nasıl geldim bu noktaya? Hayatın anasına bacısına küfür mü ettik? Huzur, mutluluk, iyilik, güzellik kelimeleri sadece sözlükte birer kelime oldu. Neden hergün iyi olmak için mücadele vermek zorundayım artık? Normalde güne başladığımda "deafult setting : iyiyim" diye devam etmem lazım. Şimdi settings'de "iyiyim" seçeneği çıkmıyor.


Ayrıldık, bitti, terk etti, olmadı, eyvallah. Ulan kaç ay oldu, e çıksın artık aklımdan. Çıkarabileyim diye tüm iletişimimi kopardım, bünyeyi arındırdım. Yok mına koiim, yine bünyede geziyor.Buhranları toplayıp ruhuma ara ara seferler düzenliyor. Lobotomi falan mı yapmak lazım ruhsal boyutta? Ameliyatla mı almak lazım? Neden üstümden atamıyorum? Bir de en zayıf anında hücuma geçtiklerinde, en pis hasarı veriyorlar : "boşa umutlanma" . Offff, ne fena bir şeydir o yahu? Bir an hayata puppy eyes bakıp " Ya şöyle yapsam, belki şöyle olur ha? Di mi?" gibi hiç bir dayanağı olmayan zavallı cümleler kurmama sebep oluyor. Sonra mantık devreye girip bu durumu bertaraf edince ortaya çıkan acı ve ızdırap apayrı bir hiss. Tedavi için kangren kolun kesilmesi gibi bir şey. Sonuç, senin yaşamana devam etmeni sağlıyor (artık yaşamaktan ne anlıyorsan) ama tedavi süreci çok ızdıraplı oluyor.



Hayat devam ediyor, bunu da atlatacağız bir şekilde diyorsun. Hayat diyor ki: "Koçum dur, sana süper bir menü hazırladım, bu daha başlangıç." Sonra gelsin iş hayatı! El üstünde tuttuğun patronun ve iş arkadaşların, artık uzaydan gelen bir virüsün etkisiyle midir yoksa toplu ruha şeytan girme etkinliklerinden midir bilinmez, sapıtıp canavara dönüşüyorlar. Birden sırıta sırıta gittiğin ofis cehenneme dönüyor. Her an şirket telefonundan gelecek olan abuk subuk bir işin korkusuyla yaşamaya başlıyorsun. Her an patronunla abuk subuk bir münakaşaya girme stressi ile yaşıyorsun. Sabah başladığın mesaine " Allahım nolur, bugün kazasız belasız bitsin" dileklerinle devam ediyorsun. İş yoğunluğu ve iş stressi derken sigortaların ısınmaya başlıyor. Artık ne zaman yanar sen de bilmiyorsun. Bir de üstüne terfi alıp, sorumluluğun artmasına rağmen maaş konusunda ekmeği tuza banarak takılmak da ayrı bir güzellik.



Aşk hayatı ve iş hayatı sana double penetration icra ederken, hayatın diğer kolları da boş durmuyor tabi. Tam finansal olarak düze çıktım, ev taşıma, borç harç bitti derken güm! 2400 ytl borcunuz hayırlı olsun. Teşekkürler Turkcell! Blackberry'ne aylık sınırsız 39 ytl ye internet verirken, bu tamamen aynı internet servisini Blackberry ile değil de bilgisayar ile kullandığında farklı bir tarife uyguladığını sözleşmeye küçük harfler ile yazdığın için çok teşekkür ederim. Bu ay hoş bir süpriz oldu bana sağol.



Finansal olarak da darbeleri yerken hayatın küçük, kendince "sevimli" oyunları da devam etmekte. Gayrettepe Telekom'dan çıkıp yürürken başımdan aşağıya bir martının kusması, ertesi gün bindiğim taksinin kaza yapması, şahit yazılmam, sonrasında çıkan tartışmada tarafların şikayetçi olması ve tekrar şahit yazılmam, kulağımın arkasında enfeksiyon çıkması ve küçük bir operasyonla bunu aldrımam vs vs vs. Bunlardan daha çok var emin olun. Küçük küçük ve sevimli süprizler.



E tabi ki sonuç olarak bünyenin tersi yüzü birbirine karışır. Geçen iki hafta boyunca günde ortalama 2 saat uyuyabiliyordum. Geçen cumartesi uyandım ve bir daha uyuyamadım. 3 gün uyuyamadım ey dostlar. Dedim artık iş ciddiye bindi. Parasını verdik, bir psikiyatirste gittik. Konuşmamız sonucunda ciddi bir ifade ile "Hmmmm" diyen sevimli doktorum, "Seni önce uyutmayı başaralım, diğer asıl kısmın tedavisine sonra başlarız" diyerek kendisine " Diğer kısım derken?" sorusunu yöneltmemi sağladı. Aldığım cevap "pek hoşuma" gitti : " Şimdilik ağır depresyon diyelim, ayrıntıları konuşuruz, şimdi sana vereceğim uyku ilaçlarını al, diğer tedavininkilerle başlarsan birden ağır gelebilir" dedi. Kardeşim mercimek kadar uyku ilacı da ne kuvvetliymiş? İlk aldığım gece 16 saat deliksiz uyuttu. Ertesi gün de şirkette kafamı kaldıramadım. Öğleden sonra başım öne düşmeye başlayınca eve yolladılar sağolsunlar. İyice düzenim sapıttı. Asıl işimden olacağım böyle giderse ondan korkuyorum. Bayılmıyorum ama çalışmak ve para kazanmak lazım.



Yarın başıma neler geleceği, sonrasında neler olabileceği ve geleceğimin nasıl olacağı konusunda hiç bir fikrim yok. Zifiri bir karanlık mevcut önümde. Zorla emo yaptılar bünyeyi mına koiim.

Kardeşim bu ben değilim ya! Ben eski beni istiyorum. Noluyor lan?! Hayat mısın, kader misin her ne boksan sıçarım bacağına! Adam olun lan! Gelmeyin üstüme! Gidin başkasıyla uğraşın! Mecal kalmadı bende. Kimse gelip de "ama öyle düşünme, bak Afrika'daki açalara, savaşlara" demesin. Afrika'nın mına koiim! Zenci miyim lan ben? Mozambikli miyim? Herkesin derdini tasasını mı çekeceğim? Benim derdim bana yetiyor lan! DAĞILIN!!


4 Ağustos 2008 Pazartesi

Çok Acıyor

Hafiflemiyor, zonkluyor, kanıyor...
Ayrıca bu zaman neden geçmek bilmiyor? Çok acıyor, çok...

29 Temmuz 2008 Salı

Gnarls Barkley'den Evrensel Mesaj

İzlerken tüylerim diken diken oldu. Nasıl hissettiğimi benden daha iyi anlatmış. Ama durum evrensel olduğu için, eminim ki bunu izleyen milyonlarca erkek "Evet abi, aynen ya!" demiştir. İzleyelim ve bekleme yapmadan hayatımıza devam edelim:


Who's Gonna Save My Soul?




27 Temmuz 2008 Pazar

Onor Bumbum Şimdilik Dayanamıyormuş

Son zamanlarda dinlediğim en iyi yerli malı işi yapmış bu şahıs. Büyük takdir ettim.

Onor Bumbum - LastFM

Buradan "Simdilik Dayanamıyorum" isimli şarkıyı tavsiye ediyorum. Baya başarılı. Çok temiz Massive Attack lezzetleri aldım. Hatta hoş bir klipsellik yakalamış:

Youtube linki olduğundan gayrı www.ninjaproxy.com üzerinden gitmekte fayda görüyorum, teşekkürler.

25 Temmuz 2008 Cuma

Peronda Yolcu Kalmasın

Dr. Edgar Mitchell (Yaş : 77, Meslek: Emekli Uzay Mekiği Şöförü) demişki "Uzaylılar vardır, arkadaşlar arasında irtibat kuranlar da olmuştur." Hatta bu haberde kendisi durumu anlatmış. Buradan Dr. Mitchell'a sesleniyorum "Harbi mi lan? Yemiyorsun bizi değil mi?" Eğer bu durum gerçekse, kendisinden bu başka gezegen varlıklarına ait bir irtibat telefonu ya da adres isteyeceğim. Zira yanlarına gitmeyi düşünüyorum. Resmi olarak alamet-i depresyon göstermemden mütevellit içimde çok uzaklara gitme arzusu bulunmaktadır. Bu konuda başka şehir ve ülke maalesef beni kesmeyecek. Zira insan her yerde insan ve ben farklı ortamlara akma niyetindeyim. Bu haber de gönlüme kısmen su serpmiştir. Artık hangi galaksi, hangi gezegen pek önemi yok. Vize istiyorlar mı? Yanıma ne kadar para alayım? Konaklama ne kadar? Yol kaç saat? Sadece bunları dert ediyorum. Gerisi mühim değil. Aslan gibi adamım. Ekmeğimi taştan çıkarırım. Gerekirse zotribinyum madenlerinde çalışırım, yıldız gemisinde miço olurum (Red Shirt giymem). İstedikten sonra iş de buluruz. Farklı ortamlar görmek lazım. Farklı kültürler de cabası. Hem belki hatunları da taştır. Yepyeni aşklara da hyper drive açarım. Çünkü bu hayatta öğrendiğim şudur ki ; güneş sisteminde aşklar yalan.

24 Temmuz 2008 Perşembe

Hafif Ateşte İyi Pişmiş Kabuslar

Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor. Gözlerimi zor açıyorum. Uyanık mıyım emin değilim. Birisi mi var yanımda? Kim var orada? Kimse yok sanırım. Uykum var. Uyumam lazım. Uyku… Birisi bana sesleniyor. Simin sen misin? Evet hayatım, hastayım sanırım. Biliyorum tabiki sen bana bakarsın. Kapı sesi. Simin nerdesin? Yanlızım. Ateşim var galiba. Su içmem lazım. Teşekkürler James, su verenlerin bol olsun. Haftasonu geliyorum konserinize. Master of puppets’dan çalın mutlaka. Sen neden şarkı söylemeyeceksin? Haluk Levent ne zaman Metallica’ya katıldı? Arka odadan pencerenin çarpma sesi geliyor. Yanlızım. İşemem lazım. Tuvaletin yolu bu kadar uzun muydu? Rahatlama ve yatağa dönüş. Uyku. Hayır baba, okul uzadı, kabul etmediler tezimi. Ben ne yapabilirim? Elbet bitecek bu okul. Hastayım baba, şimdi konuşamayacağım bu konuyu. Telefonum çalıyor. Baba, nereye gittin? Baba? Yanlızım. Kim aradı ki beni? Kimse ararmamış?! Uyumam lazım, ateşim var, başım ağrıyor… Uyku… Simin yanımda yatma sana da bulaşır hayatım. Bak kendimi suçlarım sonra… Simin? Nereye gittin? Offf, başım… Efendim Sermet bey, hayır gerçekten hastayım, raporumu getireceğim vallahi, hayır herşeyi ödedim, nasıl olur?, eksik olamaz, haciz mi geldi? Ama ben ödemiştim tüm faturaları? Telefon… Tamam annecim, tamam. Biraz kendime gelmem lazım, yemek yemeliyim. Offf kalkınca başım çok ağrıyor. Biraz daha yatayım… Uyku… Nasıl yani? Liseyi bitiremedim mi? Tekrar mı okumam lazım? Hocam ne diyorsunuz siz? Ben üniversiteye girdim. Üniversitem geçersiz mi sayıldı? En baştan mı? Aaaaaaahhh! Susadım. Boğazım alev gibi yanıyor. İçtiğim sudan haz alamıyorum. İlacımı alayım. Çok bitkinim. Uzanmalıyım… Göz kapaklarım çok ağır… Simin, ne zamandan beri başkasını seviyorsun?... Yapma bana bunu!... Midem bulanıyor. Biraz oturayım bari. Kendime gelmem lazım. Gölerim yanıyor, üşüyorum, ateşim yüksek sanırım. Elimi yüzümü yıkmam birazcık da olsa iyi geldi. Uzanmak çok güzel… Bir yanlışlık olmalı, ben asker kaçağı değilim! Abi yapmayın tecilim var daha, nereye götürüyorsunuz beni? İşim gücüm var, çalışıyorum yapmayın!... Kim çalıyor şimdi kapıyı? Bu herif de iş yapmıyor 20 ytl yi götürüyor. Sözde apartmanı temizliyor. Biraz internetde takılayım. Off dik duramıyorum. Uzanmalıyım… Uzanmak… Uyku…. Annem kalp krizi mi geçirdi? Hayır, hayır, hayır, HAAYIIIRR! … Ateşim neden düşmüyor? Aklımı kaçıracağım böyle giderse. Uyku çok ağır basıyor, ama uyumaktan korkuyorum. Uyku… Ben de seni seviyorum Simin. Çok mutluyum seninle. Bence Kabak vadisine gidelim, Olimpos kötü olmuş diyorlar. Biliyorum uzun zamandır başbaşa tatil yapamadık. Sen ne zaman geldin bize Simin? Simin? Nerdesin?... Bıktım şu telefondan, çalmasın artık! Bütün gün uyudum, nasıl gece uyuyup sabah işe gideceğim? Zorlayayım bari kendimi uyumak için. Yoksa ertesi gün perişan olurum. Başım patlamak üzere. Öksürmek daha da beter ağrı yapıyor. Uyumalıyım… Kıyafetlerim nerede? Ne işim var benim sahnede? Heeey! Birisi kıyafetlerimi versin. Tanrım, binlerce kişi var burada!



Ateşli hastalıklardan nefret ediyorum…