Olacak iş olsa bari. Yahu noldu da böyle oldu? Yakın zamana kadar ölüp bitiyorduk. Ne değişti 2 haftada? Bu kadar ucuz muymuş yaşananlar? Sene bazında bir türlü dengelemiyor kefeyi bu bu 2 haftalık fetret devri. Seneye karşılık hafta yetmezki bilet kesmeye. Sen seneleri sıfır ruhsal maliyet ile lale devri olarak geçir, duygu borsası topu topu 2 hafta günü düşüşle kapasın, hemen kapat kepengi. Olur mu böyle yahu?
Ruhumsun, nefesimsin derken kimse bana sufle etmedi. Bizzat kendim yazdım metni. Kaynakçadan bakarsan rahatlıkla "Ref: Kalbimizin Güzide Derinlikleri/ Yazan: Jack Entropy" satırını okuyabilirsin. Şimdi bitti herşey. Kaldık mı ruhsuz ve nefessiz? Severken spor olsun, göbeğimiz erisin diye sevmedik be kuzum. Ciddi seviyede duygusal reaksiyonlar gerçekleşti. Fizyonu olsun, füzyonu olsun ortamlarda çılgın attık, kilo kilo jouller çıkardık kalp denen reaktörden. Tam en güzel yerinde soktun kontrol çubuğunu be sevdiceğim. Nerden çıktı be ayrılık? Nasıl da bitti sevgin? Beraber yaşlanırız derken, ertesi günü yanlız geçirir oldum. Hoş değil vallahi. Halbuki planlar vardı çok temiz, sıfır kilometre. Nasıl da pişmiş kelle gibi sırıta sırıta geçirecektik sene-i devriyeleri? Çocuğumuz mutluluk maymunu olacaktı aşırı doz kültür, sevgi ve gıdıklamalardan. Nasıl da kendinden emindin "Bünyede kalmadı sevgi, daha da gelmeyecek hemşerim, başka dükkanlara bak artık" derken? Geçilmez kale duvarı gibiydi kararlılığın, benim elimde kürdandan mızrak... Beyaz slip donla Boğaz da yüzen elbiseleri çalınmış utangaç adam gibi oldum; içim görünüyor kardeşim bakmayın, utanıyorum, çıplak gibiyim...
İşin en kötüsü arada unutmak. "Hadi sevdiceğimle şuraya gidip eğleneyim... Aaaaa biz ayrıldık ki... Sevdiceğim beni doksana taktı ki" Karın boşluğuna gelen pis burun ile aynı şiddette Richter ölçeğinde. Üstüne bir de el ele tutuşurak gezdiğini gördüğün rüyalar ve çalan alarm ile gerçeğe uyanıp hayatın ebesini ayıp sözcüklerle anmak bambaşka bir tokat oluyor suratta patlayan. Harbi söylüyorum Osmanlı görmemiştir eşini benzerini. İş yerinde monitöre boş bakarken artçı şoklar halinde gelen kalp sıkıntısı ve gönül buhranlarını saymıyorum bile.
Ama sonunda ne olacak? Unutacağım. Kendime geleceğim. Yeni hayatlar, yeni hayaller, yeni ihaleler olacak. Dönüp arkama bakıp " Ulan ne mal herifmişim, bunun için mi üzdüm kendimi?" diyeceğim. Ama şimdi sadece ilerdeki kendime "Ordan konuşması kolay koçum, şimdi burda olsan mal demezdin kendine, bu arada çok süper bir insansın" diye haykırıyorum.
Canım arkadaşım Celal ne güzel söyledin sen " İçinde bulunduğun ormanın güzelliğini fark edebilmen için, gözünü ayıramadığın ağacın kesilmesi lazım" Şimdilik hala kesilen ağacın köküne mal gibi bakıyorum. Elbet bir gün kafamı kaldıracağım. O gün yakındır, hissediyorum...
11 Temmuz 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder