Yaklaşık 15 dakika önce uyandığım kabusumdan sonra, üstüne soğuk bir Ice-Tea Green içip düşündüm: Noluyor mınakoiim? Nasıl geldim bu noktaya? Hayatın anasına bacısına küfür mü ettik? Huzur, mutluluk, iyilik, güzellik kelimeleri sadece sözlükte birer kelime oldu. Neden hergün iyi olmak için mücadele vermek zorundayım artık? Normalde güne başladığımda "deafult setting : iyiyim" diye devam etmem lazım. Şimdi settings'de "iyiyim" seçeneği çıkmıyor.
Ayrıldık, bitti, terk etti, olmadı, eyvallah. Ulan kaç ay oldu, e çıksın artık aklımdan. Çıkarabileyim diye tüm iletişimimi kopardım, bünyeyi arındırdım. Yok mına koiim, yine bünyede geziyor.Buhranları toplayıp ruhuma ara ara seferler düzenliyor. Lobotomi falan mı yapmak lazım ruhsal boyutta? Ameliyatla mı almak lazım? Neden üstümden atamıyorum? Bir de en zayıf anında hücuma geçtiklerinde, en pis hasarı veriyorlar : "boşa umutlanma" . Offff, ne fena bir şeydir o yahu? Bir an hayata puppy eyes bakıp " Ya şöyle yapsam, belki şöyle olur ha? Di mi?" gibi hiç bir dayanağı olmayan zavallı cümleler kurmama sebep oluyor. Sonra mantık devreye girip bu durumu bertaraf edince ortaya çıkan acı ve ızdırap apayrı bir hiss. Tedavi için kangren kolun kesilmesi gibi bir şey. Sonuç, senin yaşamana devam etmeni sağlıyor (artık yaşamaktan ne anlıyorsan) ama tedavi süreci çok ızdıraplı oluyor.
Hayat devam ediyor, bunu da atlatacağız bir şekilde diyorsun. Hayat diyor ki: "Koçum dur, sana süper bir menü hazırladım, bu daha başlangıç." Sonra gelsin iş hayatı! El üstünde tuttuğun patronun ve iş arkadaşların, artık uzaydan gelen bir virüsün etkisiyle midir yoksa toplu ruha şeytan girme etkinliklerinden midir bilinmez, sapıtıp canavara dönüşüyorlar. Birden sırıta sırıta gittiğin ofis cehenneme dönüyor. Her an şirket telefonundan gelecek olan abuk subuk bir işin korkusuyla yaşamaya başlıyorsun. Her an patronunla abuk subuk bir münakaşaya girme stressi ile yaşıyorsun. Sabah başladığın mesaine " Allahım nolur, bugün kazasız belasız bitsin" dileklerinle devam ediyorsun. İş yoğunluğu ve iş stressi derken sigortaların ısınmaya başlıyor. Artık ne zaman yanar sen de bilmiyorsun. Bir de üstüne terfi alıp, sorumluluğun artmasına rağmen maaş konusunda ekmeği tuza banarak takılmak da ayrı bir güzellik.
Aşk hayatı ve iş hayatı sana double penetration icra ederken, hayatın diğer kolları da boş durmuyor tabi. Tam finansal olarak düze çıktım, ev taşıma, borç harç bitti derken güm! 2400 ytl borcunuz hayırlı olsun. Teşekkürler Turkcell! Blackberry'ne aylık sınırsız 39 ytl ye internet verirken, bu tamamen aynı internet servisini Blackberry ile değil de bilgisayar ile kullandığında farklı bir tarife uyguladığını sözleşmeye küçük harfler ile yazdığın için çok teşekkür ederim. Bu ay hoş bir süpriz oldu bana sağol.
Finansal olarak da darbeleri yerken hayatın küçük, kendince "sevimli" oyunları da devam etmekte. Gayrettepe Telekom'dan çıkıp yürürken başımdan aşağıya bir martının kusması, ertesi gün bindiğim taksinin kaza yapması, şahit yazılmam, sonrasında çıkan tartışmada tarafların şikayetçi olması ve tekrar şahit yazılmam, kulağımın arkasında enfeksiyon çıkması ve küçük bir operasyonla bunu aldrımam vs vs vs. Bunlardan daha çok var emin olun. Küçük küçük ve sevimli süprizler.
E tabi ki sonuç olarak bünyenin tersi yüzü birbirine karışır. Geçen iki hafta boyunca günde ortalama 2 saat uyuyabiliyordum. Geçen cumartesi uyandım ve bir daha uyuyamadım. 3 gün uyuyamadım ey dostlar. Dedim artık iş ciddiye bindi. Parasını verdik, bir psikiyatirste gittik. Konuşmamız sonucunda ciddi bir ifade ile "Hmmmm" diyen sevimli doktorum, "Seni önce uyutmayı başaralım, diğer asıl kısmın tedavisine sonra başlarız" diyerek kendisine " Diğer kısım derken?" sorusunu yöneltmemi sağladı. Aldığım cevap "pek hoşuma" gitti : " Şimdilik ağır depresyon diyelim, ayrıntıları konuşuruz, şimdi sana vereceğim uyku ilaçlarını al, diğer tedavininkilerle başlarsan birden ağır gelebilir" dedi. Kardeşim mercimek kadar uyku ilacı da ne kuvvetliymiş? İlk aldığım gece 16 saat deliksiz uyuttu. Ertesi gün de şirkette kafamı kaldıramadım. Öğleden sonra başım öne düşmeye başlayınca eve yolladılar sağolsunlar. İyice düzenim sapıttı. Asıl işimden olacağım böyle giderse ondan korkuyorum. Bayılmıyorum ama çalışmak ve para kazanmak lazım.
Yarın başıma neler geleceği, sonrasında neler olabileceği ve geleceğimin nasıl olacağı konusunda hiç bir fikrim yok. Zifiri bir karanlık mevcut önümde. Zorla emo yaptılar bünyeyi mına koiim.
Kardeşim bu ben değilim ya! Ben eski beni istiyorum. Noluyor lan?! Hayat mısın, kader misin her ne boksan sıçarım bacağına! Adam olun lan! Gelmeyin üstüme! Gidin başkasıyla uğraşın! Mecal kalmadı bende. Kimse gelip de "ama öyle düşünme, bak Afrika'daki açalara, savaşlara" demesin. Afrika'nın mına koiim! Zenci miyim lan ben? Mozambikli miyim? Herkesin derdini tasasını mı çekeceğim? Benim derdim bana yetiyor lan! DAĞILIN!!
5 Eylül 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

3 yorum:
Giz sen ne zaman ayrildin kiz arkadasindan adam bir mesaj atar gel bi dertleselim der. Uzme canini artik taban yapmissin artik bu noktadan sonra ne olursa olsun hep tavana dogru olcek.
Kaan
Dibe vurduktan sonra gidecek baska yer kalmiyor. Yani illa ki yukari cikacaksin. Dusunme fazla, duzelecek hayatin.
yeni öğrendim, ne diyeceğimi pek bilemedim önce. olayıda bilmeden çok laf çorbası yapmak istemem, tek bildiğim ne zaman istersen arkadaş olarak yanındayım kardeşim.
kaan'ın dediği gibi, taban ve tavan ilişkisi önemli.
Yorum Gönder